Çini Sanatı
Türk kültürü ile özdeşleşmiş bir sanat dalı olan çini sanatının bin yılı aşkın bir tarihi vardır.
Geleneksel Türk el sanatı olarak bilinen “Çini” toprağın pişirildikten sonra şekil verilip renklendirilmesiyle bezeme sanatında ve gündelik hayatta kullanılmıştır.
Çini, motifler, şekiller ve renklendirmelerden oluşan eserlerdir. İç ve dış mimaride eserleri renklendirmek ve motiflerle süslemek amacıyla kullanılmaktadır.
Çini, müzelerde, saraylarda, camilerde ve diğer tarihi yerlerde dekorasyon amaçlı kullanılmıştır.
Özellikle, İznik çinisi Osmanlı İmparatorluğu döneminde çeşitli saray, cami ve türbelerin süslemesinde kullanılmıştır.
Çini sanatı her şeyden önce bir sabır işidir; çok uzun zaman ve emek isteyen zorlu bir sanattır. Yaratıcılığın kullanıldığı bu sanat, renkler ve desenlerin birleşmesiyle ile zanaatkârın yorumunun bir yansımasıdır.
Çini süslemelerinde genellikle kâinatın nizamını, işleyişini ve inançları simgeleyen geometrik şekiller bitkisel süslemeler ve hayvan figürleri, değişik renk kompozisyonları ile kullanılmaktadır. Mimariye bağlı olarak gelişen çini sanatı bünyesinde pek çok üslup barındırır. Her birinin ayrı bir hikâyesi olan bu üslupları pek çok tarihî eserde görmemiz mümkündür. Özellikle Türkiye’deki tarihi yerler, bilhassa camiler bu sanatın eşsiz örneklerini sunmaktadır.










