Sarma
Günümüzde dokunmadığı uygarlık, girmediği mutfak, yer almadığı sofra bulunmayan sarmanın kökleri Orta Asya Türk topluluklarına kadar uzanır.
Etimolojik olarak Türkçe sözcük olan sarma, modern yüzyılda Balkanlar, Kafkasya ve Ortadoğu coğrafyalarında karşılaşabileceğimiz, kendine özgü bir lezzettir.
Sarma, yaprak sarması ya da yaprak dolması olarak adlandırılan bu lezzet, bulgur ya da pirinç başta olmak üzere çeşitli iç malzemelerin, genellikle asma yaprağı, beyaz lahana, kara lahana, dut yaprağı veya kiraz yaprağıyla sarılmasıyla yapılır.
Tercihin asma yaprağından yana kullanılması, en uzun süre muhafaza edilebilen ve dolma yapımından benzersiz bir uyum sağlayan bitki yaprakları olmasındandır.
Türkler yaprak sarmasını, pirincin saklanabilmesi, kolay ve tek parça halinde yenilebilmesi için hazırlamıştır.
Sarmanın iç malzemesi karışımında ise pirincin yanında, baharat, çeşitli otlar ve tercihe göre kıyma eti yer alır. Farklı bölgelerde farklı iç malzemeleri kullanıldığından her yöreye özgü sarma türü bulunur. Ege’nin zeytinyağlısı, Tokat’ın batırığı, Anadolu’nun iç ve doğu kesiminin etli sarmaları bunlardan sadece birkaçıdır.










