Yoğurt
Geleneksel Türk mutfağının vazgeçilmez bir parçası olan yoğurt, sütün belirli bakterilerle fermantasyonu sonucunda oluşan koyu kıvamda, besin değeri yüksek bir süt ürünüdür.
Yoğurdun kökeni pek çok medeniyete ev sahipliği yapmış Orta Asya’da ortaya çıkmıştır. Yaşadığımız coğrafyada asırlardır tüketilen yoğurt Türklerin en eski boylarından olan Uygurların da temel besin kaynaklarından olmuştur. M.S 11. yüzyılda yazılan Divanü Lügati’t Türk ve Kutadgu Bilig eserlerinde de bugünkü ismiyle anılmaktadır ve günümüzde de “yoğurt” kelimesi dünyanın bütün lisanlarında Türkçe bir kelime olarak bilinmektedir. Kaynaklara göre Avrupa’nın yoğurt ile tanışması Kanuni Sultan Süleyman’ın hasta olan Fransa Kralı I. François için hekimlere hazırlattığı yoğurdu göndermesiyle olmuştur. Kısa zamanda iyileşen Kral yoğurda “ebedi hayatın sütü” ismini vermiştir.
Geleneksel ev yoğurdu yapımı için kaliteli süte ulaşmak çok önemlidir. Köylerdeki hayvanların sütüyle yapılan yoğurdun tadı market yoğurtlarından daha lezzetli ve aromatiktir. Yoğurdun cinsi koyun, inek ve manda sütünden elde edilmesine göre farklılık göstermektedir. Her yaş grubundaki insanın günlük beslenmesinde yer alması gereken faydaları saymakla bitmeyecek olan ve mide dostu olarak anılan yoğurt; bağışıklık sistemi, kemik ve cilt sağlığı için de oldukça faydalıdır.
Kültürümüzde özel bir yeri olan yoğurdun Türk mutfağından dünya mutfağına bir miras olduğu bilinmektedir. Yoğurttan muhtelif yöntemlerle başka besinler de üretilebilir. Su ile inceltilmesiyle ayran, sıkılması ve süzülmesiyle peynir altı suyu (whey), kurutulması ile tarhana, fazla mayalanmış veya ekşimiş yoğurtla ise lor peyniri elde edilir. Yine Türk mutfağında oldukça popüler olan cacık, yoğurt ve salatalığın birleşimiyle yapılır. Yoğurt lezzetli sofraların vazgeçilmez eşlikçisidir.










