Mimar Sinan
Türkiye’de mimar deyince ilk akla gelen isimlerden biridir Mimar Sinan…
1490 yılında Kayseri’nin Ağırnas köyünde doğan Sinaneddin Yusuf namı Değer Koca Mimar Sinan, Yavuz Sultan Selim döneminde devşirme olarak İstanbul’a getirildikten sonra mimarlık alanında yükselmiştir. Zeki ve mahir bir genç olarak yeniçeri ocağında başladığı yolculuğu, onu taşla, toprakla, suyla ve gökyüzüyle harmanlayarak yüce bir mimari sanatçısına dönüştürmüştür. Kanuni Sultan Süleyman, II. Selim ve III. Murat olmak üzere 3 padişaha mimarbaşı olarak hizmet etmiştir.
Mimâr Sinân, Kayseri’den İstanbul’a, Mekke’den Vişegrad’a ve Suriye’ye kadar uzanan geniş bir coğrafyayı adım adım gezip, yaklaşık 400’e yakın eser bırakmıştır.
Prut Nehri üzerine kurduğu on üç günlük köprü, hem Sultan Süleyman’ın ordusunu hem de Sinan’ın dehasını sonsuzluğa taşımıştır.
Mimar Sinan’ın İstanbul semalarına yükselttiği ilk şaheser, Şehzade Camii’dir. Bu eser onun mimari ufkunun bir nişanesidir.
Ne var ki, kalfalık döneminde inşa ettiği Süleymaniye Camii çok daha büyüktür.
Fakat, Sinan’ın 86 yaşında tamamladığı Selimiye Camii, onun “ustalık eserim” diye nitelediği birçok esere de ilham olan başyapıtıdır.
Sinan’ın dokunduğu her taş, bir yüce medeniyetin sessiz ama derin yankılarıdır. Çağının ötesinde tekniklerle yapılan bu eserler çeşitli hadiselere rağmen hala ayaktadır. Bugün bile, İstanbul’un sokaklarında dolaşan herkes Sinan’ın izini takip eder.












